Muhammet Özünal
Muhammet Özünal
12 Mayıs 2016 Perşembe 11:08
Elin gâvuru kadar olamadık!
 Dün İhlas Haber Ajansı bir haber servis etti abonelerine: 
"Kansere deva olan Işkın yok satıyor" diye... 
Hani şu ekşimsi tadı olan ve muz soyar gibi kabuğunu sıyırarak kütür kütür yediğimiz bitki var ya, o işte... 
Mesele şu: 
İngiltere'de bir üniversie Işkın üzerinde bilimsel bir araştırma yapmış... Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; Işkın'da bulunan bir madde, kanserli hücrelerin gelişimini engelliyormuş... Dolayısıyla  bilim insanları kanser hastası olanların bol bol Işkın tüketmesini ve hatta kaynatıp suyunu bile içmesini tavsiye ediyormuş... 
Buraya kadar herşey normal... 
Anormal olan ne, biliyor musunuz? 
Sanki insanlık Işkın'la geçen yıl tanışmış da, koskoca bitki anında kıymete binivermiş... İlaveten Türkiye'de sanki üniversite kalmamış da, Işkın'ın üzerinde bilimsel araştırma yapmak İngilizlere kalmış... 
Naçizane, meslekte 20 yılı geride bıraktık ve bu 20 yılın içerisinde Allah biliyor ya, Işkın'la ilgili olarak belki de sayısız haberler yaptık... Ve inanın bu haberlerin her birisinde de, Işkın'ın gerek satıcısının ve gerekse alıcısının görüşlerine yer verdik...
Ve mealen hep şöyle oldu o görüşler: 
"Işkın şifa deposu...
Ama ilginçtir, onlarca ve hatta yüzlerce üniversitenin bulunduğu bir ülkede kimse de kalkıp demedi ki; "Yahu nedir bu Işkın'ın kerameti, bir araştırıp bakalım hele!" 
Peki, ne oldu?
Ne olacak, elin gâvuru geldi ve bizim sadece ağzımızı şapırtadarak yemekten başka birşey yapmadığımız Işkın'a bir anda sahip çıkıverdi... 
Ve bir not daha!
Sheffield Hallam Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi, Işkın üzerinde yaptıkları araştırmadan yola çıkarak yeni bir kanser ilacı yapacakmış, üstelik de patentiyle birlikte... 
O halde bize ne düşer bu durumda?
Şapırdatmak, değil mi? 

***

Söze bitkiyle başladık, Çiriş'le devam edelim... 
Bakın, aşağıdaki paragraf bundan yıllar önce kaleme aldığımız ve bizzat imzamızı attığımız bir haberden alıntı...
Bakın bakalım ne yazmışız: 
"19. yüzyılın sonunda bütün Osmanlı il ve ilçe merkezlerini gezip inceleyen Fransız Seyyah Vital Cuinet, Erzurum hakkında verdiği bilgiler arasında, Erzurum'dan ihracat başlığı altında çiriş ihracatının da yapıldığını ve 300 bin Frank'lık gelir elde edildiğini bildiriyor. Çiriş bitkisi çok eskiden beri tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Özellikle Arap hekimler tarafından çiriş kökünden hazırlanan merhemler uyuz ve frengi tedavisinde kullanılmıştır. Dahilen idrar artırıcı özelliği vardır (Baytop 1984). Ayrıca Eremurus türlerinin köklerinden elde edilen kök ekstraktlarının (glukomannazlar) anti-tümör etkisinin olduğu tespit edilmiştir." 
Görüyor musunuz?
Erzurum'da bilim dünyası tarafından incelenmesi gereken o kadar çok bitki var ki; tıpkı Işkın gibi Çiriş de bunlardan birisi... 
Peki ya Çaşır?
Işkın ve Çiriş şifa kaynağı da, Çaşır'ın hiç mi faydası yok insan sağlığına? 
Olmaz mı, var tabi... 
Ama neylersiniz ki; biz işin sadece yeme tarafında olduğumuz için insanlığa faydasıyla pek ilgilenmiyoruz... Yarın bir gün gelir elin gâvuru Çiriş'i de, Çaşır'ı da vurup elimizden alır ve biz aklımızı başımıza işte o gün alırız... 
Alırız amma ay bacayı çoktan savuşmuş olur... 

*** 

Ve gelelim Çat Belediye Başkanı, yani Arif Hikmet Kılıç'a... 
İlçede "Işkın ve Çaşır" adını verdiği geleneksel bir festival düzenleme kararı aldığında kimi çevreler eleştirmişti kendisini: 
"Böyle bir festival ismi olur mu hiç?" diye... 
Beğenmemişlerdi akılları sıra...  
Be bre dangalaklar! 
Çat Belediye Başkanı Arif Hikmet Kılıç, Işkın'la Çaşır'ın adına sahip çıktı; siz de onun gibi adam olaydınız da, Işkın ve Çaşır'ın hiç olmazsa sapına sahip çıkaydınız... 
Ne dersiniz, haksız mıyız? 

Son Güncelleme: 12.05.2016 11:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.