Flaş Haber
Kapat
Muhammet Özünal
Muhammet Özünal
11 Aralık 2018 Salı 17:31
Yerelin hakkını yedirmeyiz!..
Perakendecilik sektöründen yerli ürün ve yerel marketlere, döviz kurlarındaki yükselişten enflasyonla mücadele seferberliğine, fiyat artışı ve stokçuluk söylemlerinden Doğu Anadolu PERDER’in faaliyetlerine varıncaya kadar birçok konuyu Doğu Anadolu PERDER’in Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün’le konuştuk. Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun (TPF), yerel markaların geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve sektördeki acımasız rekabet ortamında dik durabilmesini sağlayan en büyük çatı örgütü olduğunu belirten Ömer Düzgün, Doğu Anadolu PERDER’in de, aynı amaç doğrultusunda bu çatı altında faaliyet gösteren bölgenin en büyük dayanışma platformu olduğunun altını çizdi.
 

30 ÜYE İŞLETME VE 100’E YAKIN ŞUBE
Doğu Anadolu PERDER’in Erzurum merkez olmak üzere bölgedeki tüm şehirleri kapsayan ve özellikle zincir perakendecilerin üyeliğiyle bir araya geldikleri güçlü bir dernek olduğunu kaydeden Düzgün, “Derneğimizde şu an 30 işletme var ve bu 30 işletmeye bağlı olarak da yaklaşık 100’e yakın şube var. İlaveten bu üye işletmelerde de, bine yakın personel çalıştırılıyor” dedi. 
Bölgedeki her şehirden üyelerinin bulunduğunu, ancak bunun nicelik anlamında yeterli olmadığını kaydeden Ömer Düzgün, “Tüm şehirlerdeki bütün yerel zincirler ya da belli ölçekli marketlerin aslında bu çatı altında bulunması lazım ama maalesef halen daha üye olmayanlar bile var” diye konuştu.
 
PERDER’İN FAALİYETLERİ VE HEDEFLERİ
PERDER’in faaliyetleri ve hedefleri hakkında bilgiler aktaran Düzgün, öncelikle çatı örgütü ya da dernek denildiği zaman farklı bir algının ortaya çıkıyor olmasından yakındı.
Doğu Anadolu PERDER Yönetim Kurulu Başkanı Düzgün, “Bu PERDER olsun ya da olmasın herhangi bir dernekle ilgili olarak üyelerin beklentileri genelde çok farklı oluyor. Dernek ya da mesleki örgüt üyeliğinin doğrudan ekonomik bir kazanç sağlamasını bekleyenler var. Yani bu işi bir nevi alışveriş ya da ticaret gibi algılayanlar var. Hâlbuki durum bundan çok farklı… PERDER üzerinden konuşalım mesela: şimdi ortada bir dernek var ve bu dernek üyeleri olarak sizin yaptığınız iş ya da ticari faaliyet alanınızla ilgili olarak deyim yerindeyse size öncülük ediyor. Sizi eğitiyor, bilgilendiriyor, sunumlar yapıyor, işinizi geliştirmek için gerekli toplantıları yapıyor, işiniz nereye gidiyor, şu an hangi aşamadasınız, ekonominin neresindesiniz gibi sorulara cevap bularak, bir nevi size yol haritası çiziyor. Hangi sektör olursa olsun, bu tarz hizmetler günümüzde hem de çok yüksek ücretler mukabilinde veriliyor. Ama PERDER olarak biz üye işletmelerimize bu hizmetleri karşılıksız ulaştırıyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
ÖRGÜTLENME KÜLTÜRÜ ZAYIF
Türkiye Perakendeciler Federasyonu olarak yılın çeşitli dönemlerinde periyodik aralıklarla bölge toplantıları yaptıklarını, ayrıca her yıl Nisan ayında tüm Avrupa ve Türkiye’deki perakendecilerin de katılım sağladıkları İstanbul Haliç Kongre ve Fuar Merkezi’nde perakende buluşması yaptıklarını hatırlatan Düzgün, “Bunu nasıl yapıyoruz? Bizim, yani PERDER’in bağlı olduğu Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) var. Bunun çatısı altında da 15 bölge derneği var. Tabi burada 400 üye işyeri var, buna bağlı 4 bin 200 şube ve 80 binin üzerinde çalışan var. Büyük bir federasyon ama işte maalesef bizim bölgemizdeki işletmecilerimiz işlerini geliştirme noktasında arzu ettiğimiz heyecanı göstermiyorlar. Tabii bu durum biraz da bölgemizdeki örgütlenme kültürüyle ilgili. Henüz bu kültürü özümseyebilmiş değiliz” diye konuştu. 
 

PERDER’İN FARKI ORTADA…
Erzurum’da kayıtlı derneklerin en başında gelen PERDER’in, bu konumu çalışmasından ve aktif oluşundan dolayı elde ettiğini anlatan Düzgün, “Bizim bölgede, Erzurum’da Ağrı’da, Kars’ta, Bingöl’de ve Bayburt’ta perakendenin dışında ekonomiye katkısı olan bir sektör var mı? Bilişim yok, sanayi yok, üretim yok, geriye bir tek perakende kalıyor. Şehrimizde ekonomiyi ve ticareti ilgilendiren sivil toplum kuruluşlarından arzu ettiğimiz desteği maalesef alamıyoruz. Çoğu zaman biz kendi imkanlarımızla sektörümüzde çok daha başarılı işler ve eylemlere imzamızı atıyoruz” dedi.
 
YERELİN DESTEKLENMESİ LAZIM
Çok yönlü bir perakendecilik tanımı da yapan Ömer Düzgün, yerel markaların ve marketlerin kesinlikle desteklenmesi gerektiğine de vurgu yaptı. Düzgün, “Devlet bas bas bağırıyor, milli olalım, yerli olalım, yerel ürünleri tüketelim, yerele destek olalım. Eğer hükümet bunu söylüyorsa, yerelde buna biz de dikkat etmeliyiz. Biz satıcılar olarak yerelde üreticileri desteklemeliyiz, müşteri olarak vatandaşlarımızın da biz işletmeleri desteklemesi gerekiyor. Perakende sektörü derken sadece market olarak algılanmasın. AVM de bir perakendedir, ama aslında perakende AVM denilmesi lazım. Bakın AVM’lerde kaç tane yerli marka var, sayısı çok azdır. Türkiye genelinde böyle bir gerçek var, ama biz şunu diyoruz ki; eğer burada bir yabancı marka satılıyor ise, bu markanın işletmecisi yerli olsun. Markalar fabrika satışı mantığında yapmasın bunu, burada bir tüccara işi versin, ekmek kazansın, kazancını bu şehre vergi olarak ödesin, istihdam sağlasın, biz buna da razıyız” değerlendirmesinde bulundu.  
 

KAZANCIN ERZURUM’A FAYDASI YOK!
Vergilendirmenin ve vergi miktarlarının eşittir hizmet ve yatırım anlamına geldiğinin altını çizen Ömer Düzgün, sürece dair örnekler de verdi. Düzgün, şunları kaydetti: “Bu şehre hizmet nereden geliyor, elbette buradan giden vergiler oranında geliyor, nüfus oranında geliyor. Şehirden toplanan vergi oranına bakılıyor, şehrin nüfusuna bakılıyor, kurumlara ödenek geliyor, hizmet ve yatırımlar yapılıyor. Yatırımcı buraya vergi vermiyor, parayı topluyor, burada hiçbir şirkete katkısı olmadan para doğrudan Erzurum dışındaki merkezine gidiyor. Bu durumda kaybeden biz oluyoruz. Çünkü bu şehirden elde edilen kazanç, toplanan vergilerden dolayı yapılması gereken yatırımlar anlamında bu şehre yansımıyor. Bunu değiştirmemiz lazım, bunun üzerine gitmemiz lazım. Bunun için de, AVM’ler şehrin göbeğinde olmamalı, şehrin göbeğinde olduğu zaman, bakın Cumhuriyet Caddesi’ni tanıyamaz hale geldik. Şimdi artık şehir merkezi bitti, insanları bir yere topladık, bu da ekonomiye zarar veriyor”
 
FAYDADAN ÇOK ZARARLARI OLDU
Erzurum dışı sermayelerin perakendecilik sektöründe rekabetçi bir ortam oluşturduğuna katıldıklarını, ancak bu sürecin faydadan çok zarar doğurduğunu dile getiren Doğu Anadolu PERDER Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, “Zararları da şu: algıda bir yönetim yapıyorlar. Çok ucuz satmadıkları halde, ucuz satıyormuş gibi gösteriyorlar. Aynı marka ürün içeriğiyle kalitesiyle fiyatıyla kıyaslansa, aslında pahalı sattıkları zaten ortaya çıkacak. Ucuz satan tam tersine yerel marketlerdir, yerel işletmelerdir. Şimdi yerli olmayan markalar, yerel marketlerin gıda marjında oynuyorlar, marka bir ürüne özel bir ürün bile yaptırabiliyorlar. Buna güçleri var. İşte burada haksız rekabet ortaya çıkıyor. Örneğin bakkal geleneğimiz var, 2 bin 500’den 800’e kadar düştü. Bunlar yerel marketlerden dolayı olmadı, sözümüz ona ucuz oldukları iddia edilen markalar yüzünden oldu. Her yerde açtılar, her köşe başında açtılar ve bakkal kültürünü yok ettiler. Açıyorlar, 2-3 kişilik istihdam sağlıyorlar, o kadar. Bakkal öyle değil ki, belki bir sülaleye bakıyor. Burada ekonomiye bir zarar var, istihdama bir zarar var. Bunların zararları saymakla bitmiyor.” şeklinde konuştu.
 

GELENEKSELLİKTEN ORGANİZE OLMAYA…

Süreçle ilgili olarak hükümetin yaklaşımını da ele alan Ömer Düzgün, meselenin asıl boyutunun geleneksellikten organizeye geçiş noktasında gözden kaçırıldığını ifade etti. Düzgün, “Perakendecilik sektörünü geleneksel kanattan organize olmuş bir kanada taşımak istedi hükümet, aslında bunda da çok haklıydı. Sonuçta kayıt altına almak istedi olayı. Bunun için de kurumsal olmuş, zincir haline gelmiş işletmelerin oluşmasına izin verdi. Fakat geleneksel yapıyla yeni yapı birbirine entegre olamadı” dedi. PERDER’in de işte tam bu noktada kurulduğuna işaret eden Düzgün, “PERDER olarak işte biz bu entegresyonu sağlamak amacıyla kurulduk. Bunları ifade etmek için kurulduk, yerel zincirleri ve işletmeleri koruyabilmek adına kurulduk. Peki, bizim destekçilerimizin kim olması gerekiyordu? Şehirdeki Ticaret Odası, Ticaret Borsası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği… Bu STK’lar bize arzu ettiğimiz desteği verdiler mi, orası da tartışılır” diye konuştu.  
 
DÖVİZ KURLARI VE ARDINDAN YAŞANAN SÜREÇ
Ömer Düzgün, geçtiğimiz aylarda döviz kurlarında yaşanan hareketlilik ve ardından yaşanan gelişmeleri de anlattı. Türkiye Perakendeciler Federasyonu ve Doğu Anadolu PERDER olarak, her fırsatta yerli üretim ve yerli tüketim vurgusu yaptıklarını, hükümetin açıkladığı enflasyonla mücadele seferberliğine ise, tam destek verdiklerini dile getiren Düzgün, o süreci de anlattı.
Düzgün, şöyle konuştu: “Dövizin artışından sonra Türkiye’de üretimin yokluğundan kaynaklı ya da olsa bile hammaddenin çoğunluğunun dışarıdan gelmesinden kaynaklı olarak ürün fiyatları arttı. Ürünü üretici üretiyor, arada bir kanal var, bir distribütör kanalı var, ondan sonra tüketiciye ulaştıran perakendeci kanalı var.
Biz yerel işletmeler ürünü aldığımız fiyat üzerine minimum işletme giderlerini ekliyoruz ve satışa sunuyoruz. Bu şartlarda ürünü stoka koyup da işi fırsatçılığa çevirip tüketiciye yüksek fiyatla satma şansımız var mı, o da yok. Bu süreçte perakendeciler olarak bizi günah keçisi ilan ettiler, hâlbuki asıl problem üreticideydi. Üretici üretiyor, taban fiyat üreticiden çıkıyor, iş bize gelmeden o kanallara bir göz atılmalıydı. Hem sonuçta perakendecinin de giderleri arttı. Petrole, enerjiye ve daha birçok gider kalemine gelen zamlar, giderlerimizi her alanda yükseltiyor. Zaten sektörün rekabetçi olması sebebiyle bizim fiyatların artması noktasında hiçbir sorumluluğumuz yoktur. Bu tamamen üreticiden bize sunulan fiyatlardan kaynaklanıyor”
 
YAPILAN DENETLEMELER PERAKENDECİLERİ ÜZMÜŞTÜR
TPF ve tüm bölge dernekleri olarak bu duruma itiraz ettiklerini anımsatan Düzgün, “Bu işin sebebi biz değiliz, üretici de kendi özelinde belki haklıdır, fakat üretici istese kazancından feragat edebilir dedik. Üretici bize uygun bir fiyatlandırma yaparsa, biz de uygun fiyatlarla müşteriye satarız dedik. Bu arada denetimler oluştu, bakanlık ve zabıtayla denetlemeler yapıldı. Aslını sorarsanız bu denetlemeler bizi çok üzdü. Bizi zaten akşama kadar müşteri denetliyor. Bizler pahalı satsak, tüketici olarak siz bizden alışveriş yapar mısınız, yapmazsınız. Biz fırsatçı değiliz, kaldı ki, bizimle birlikte üreticiler de denetlenmeliydi. Dalgalanmadan önce üreticinin ne kadar ürünü vardı, şu anda hangi şartlarda alıyor, satıyor, ona bakılması lazımdı. Ama yanlış yerden başladı sistem, biz denetime karşı değiliz, işimizi zaten yapıyoruz. Biz buna rağmen bile kazancımızı minimize etmiş durumdayız” dedi.
 
İNDİRİMLİ SATIŞLARIMIZ DEVAM EDECEK
PERDER Başkanı Düzgün, şunları kaydetti: “Ürünlerimizi vatandaşa uygun fiyatlardan satabilmek adına Cumhurbaşkanımızın da talimatlarıyla indirimler yapmaya başladık.  Öyle ki yüzde 10’un üzerinde indirimler yapıyoruz. Bunu da kendimizden fedakarlık yaparak yaptık. Bu bir algı, fakat müşteri böyle anlamıyor. Medya bu olayı gerçekliğiyle yansıtmıyor. Aralık ayı sonuna kadar da bu indirimlere devam edeceğiz. Daha sonrasında da yine ne gerekiyorsa yapacağız. Bu vatan bizim, topraklar bizim, hükümet bizim, insanlar bizim, bizim işimiz hizmet vermek; biz bu seferberlikte sonuna kadar varız”  
 
PERDER’E ÜYE OLABİLMEK İÇİN…
Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, PERDER’e üye olma şartlarını da anlattı. Düzgün, “PERDER’E üye olmak için gıda sektöründe olmak gerekiyor. Genelde 500 metrekare altında olmamak şartıyla herkesi üye kabul edebiliyoruz. Ama şöyle de bir durum var; bakkal bile olsa gelsin, ben üye yaparım, hiç sorun değil. Ama şartımız var, bizim yaptığımız bilgilendirme etkinliklerine katılacaklar. Erzurum’da donanımlı ofisi olan iki-üç dernekten birisiyiz. Teknokent’te ofisimiz var, insanların derdini dinlediğimiz mekanizmalar kurmuşuz. Bizim Erzurum’da birlik ve beraberlik problemimiz var, aynı sektörde faaliyet gösteriyor olmak ayrışmayı gerektirmiyor ki! Rekabet yapacağız elbette, bu zaten işin doğasında var. Ama önemli olan rekabet yaparken bile birbirimizin eksikliklerini tamamlayabilmektir. Bunun için bir araya gelmek zorundayız. İşletmeler olarak kendimizi her anlamda geliştirmek zorundayız, personelden raflara, teknolojiden insan kaynaklarına varıncaya kadar her alanda hem de… Yaptığımız işi sevmek ve gereklerini yerine getirmek, en büyük önceliğimiz olmalı. Açık konuşmak gerekirse, bunları başaran başarılı olur” diye konuştu. 
Öte yandan Ömer Düzgün, sergiledikleri birlik ve beraberliğin yanı sıra ortaya koydukları dayanışmadan dolayı da, PERDER üyelerine teşekkür etti.

 
Anahtar Kelimeler:
ömer DüzgünPerder
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1