Nokta25
Nokta25
07 Ekim 2019 Pazartesi 12:42
Zamanı gelmedi mi?

Size bir soru sorsak ve desek ki;  "Seyit Onbaşı kimdir?" diye...  

Aklınıza hemen Çanakkale Zaferi gelir, öyle değil mi? 

Hani şu 250 kiloluk top mermisini imanıyla, vatan ve millet aşkıyla göğüsleyen kahraman... 

Peki, "Osman Bedreddin kimdir?" diye bir soru daha sorsak!

???

Çoğunuz yanıtını bilemediniz, yanılıyor muyuz?

Dilerseniz mevzuya girmeden sorduğumuz sorunun yanıtını verelim önce... 

Şimdi... 

Nasıl ki “Seyit Onbaşı” denilince akıllara Çanakkale Zaferi geliyorsa, “Osman Bedreddin” de, akıllara tam da Aziziye Zaferi'ni getirmesi gereken bir isimdir... 

Şöyle ki; 

Osman Bedreddin; bundan tam 142 yıl önce, 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan o karanlık gecede, Ayazpaşa Camii'nin minaresinden Erzurum ahalisini cihada çağıran kutlu sesin sahibidir... 

Osman Bedreddin; insan gücüyle kesinlikle kaldırılamayacak büyüklükteki kayaların, yerden hem de kendiliğinden gelip arasına yerleştiği ellerin sahibidir... 

Osman Bedreddin; üzerlerine fırlattığı her bir kayayla onlarca Rus askerini aynı anda helak eden bir Allah dostunun adıdır... 

Ve Osman Bedreddin; Allah'ın izniyle gösterdiği bu kerametle hem düşman askerlerini ve dahi Osmanlı paşalarını bile şaşkına çeviren isimdir... 

***

Evet... 

Aziziye Zaferi kazanılmış, düşman askeri tabyalarda ağır bir yenilgiye uğratılmıştır...  Paşaların durum değerlendirmesi yaptığı sırada Gazi Ahmet Muhtar Paşa etrafındakilere şöyle sorar: 

- O Ezan-ı Muhammedi'yi okuyan kimdi?

Bu sorunun cevabı önemliydi; çünkü Osman Bedreddin tarafından okunan ezan, Erzurum’un dağı-taşı, deresi-tepesi, yamaçları ve ağaçları tarafından adeta tekrar tekrar okunmuştu... Dalga dalga yayılıp, ufukları aşan bu ezan sesiyle halk bambaşka bir şevk ve cesaret bulmuştu... 

Devam edelim... 

Derken yaverlere emir verilir ve o Ezan-ı Muhammedi'yi okuyanın aranıp bulunması istenir... 

Yaverler dört bir yana dağılır ve en sonunda o sesin sahibi bulunur; o zat Osman Bedreddin'in ta kendisidir... 

Kurt İsmail Paşa, ezanı okuyan kişinin Osman Bedreddin olduğunu görünce; Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın yanına yaklaşır ve kulağına şunları fısıldar:  "Paşam, ezanı okuyan zatı tanıdım. Erzurumlu Miralay Bahri Bey’in kumandasında, heybetli, vakarlı, temkinli hareketleriyle ve bilhassa düşmana taşla hücumu dikkatimi çekmişti. Elinde silah yoktu. Düşmanı dev gibi kayalarla kovalıyordu. Fırlattığı kayalar mutlaka hedefine ulaşıyor ve düşman askerini helak ediyordu. Bu hadiseyi gözümle gördüm. O, yere eğilmeden kayalar eline geliyor, alıp atınca düşmanı yıkıyordu. Bu kahramanın veli bir zât olduğunu anladım ve kerametini gözlerimle gördüm.

Paşa heyecanlanır ve sevinç içerisinde:  “Bre paşa kardaş niçün demezsiniz ki bu cenkte üçler, yediler, kırklar, erenler bizimle beraberlermiş. Elhamdülillah! Bu, Rabbimin bize bir ihsanıdır” 

Paşa'nın hatıralarında da yer verdiği bu olaydan sonra Osman Bedreddin, 28. Alay'da Tabur İmamı olarak görevlendirilir... 

*** 

Allah selamet versin...

Erzurum'un eski valilerinden ve dahası Tabyalar Yürüyüşü’nün de mimarı olan Dr. Ahmet Altıparmak, Aziziye Zaferi’nden mütevellit Erzurum için hep şu tanımı yapardı: "İkinci Çanakkale

Haksız da değildi hani... 

Çünkü Çanakkale Zaferi nasıl ki tarihin akışını değiştirmişse, Aziziye Zaferi de, tarihe altın harflerle yazdığı bir destan olmuştur bu milletin... 

Buraya kadar, iyi, hoş, güzel, tamam da... 

Peki, bizler sahip olduğumuz bu değerin farkına varabildik mi?

Maalesef ama hayır... 

Diyoruz ki:

Madem ”Seyit Onbaşı” denilince akıllara Çanakkale geliyor, o halde "Osman Bedreddin" denilince de, akıllara Aziziye ve Erzurum gelmelidir, getirilmelidir…  

Ve bu işe kimin öncü olabileceğine gelince:

Tabii ki Yakutiye Belediye Başkanı Dr. Mahmut Uçar…

Kendisinin Erzurum’un tarihine duyduğu ilgi malum; her platformda buna vurgu da yapıyor zaten…

Dolayısıyla Başkan Uçar’a çağrımız şudur:

Sayın Başkan!

Yaklaşık bir ay sonra Aziziye Zaferi’nin 142’nci yıldönümünü kutlayacağız… Madem, bu şehrin tarihiyle de bir marka değer olduğunu düşünüyorsunuz, Osman Bedreddin’i Erzurum’la ve tüm Türkiye ile tanıştırmak da size düşer o halde…

Elinde kocaman bir kayayla ya bir heykelini yaptırtın Seyit Onbaşı gibi yahut göz önünde olacak bir yerde anıt bir mezar inşa ettirin! İlaveten açılışını da, yine bu kutlu zaferin yıldönümünde yapın!

Tercih size kalmış…

***

OSMAN BEDRETTİN KİMDİR?

Osman Bedreddin, Hasankale'nin Bevelkasım köyünde doğmuştur ve Hoca Selman Sükuti Efendi’nin oğludur... Hafız Osman Bedreddin diye bilinir... Hafız Osman Bedreddin, hayatı boyunca daimi insanları saadete kavuşturmak için çalıştı. Vaaz ve nasihat etti, 1922 (H.1340) senesinde de, Harput’ta vefat etti. Vefatından birkaç gün evvel vasiyetini yazdı. Vefat ettiğinde, halk arasında çok sevildiğinden, cenazesinde büyük bir kalabalık toplandı. Harput'ta Meteris kabristanına defnedildi. Bilahare kabri üzerine türbe yapıldı. Gülzâr-ı Sâminî adındaki mektûbâtı ve Gülbün-i İrşâd ve Mecâlis-i Sâminiyye adında beş ciltlik kasîdesi vardır. Sohbetleri üç kitap hâlinde basılmıştır. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahmut KÜÇÜKOĞLU 2019-10-07 13:33:13

Sağol varol teşekkür ederim

banner5

banner1