Flaş Haber
Kapat
Nokta25
Nokta25
27 Mayıs 2020 Çarşamba 21:23
ANNE VE BABALARA İÇLİ BİR SERZENİŞ...

Nokta25'in yazar kadrosuna yeni bir kalem daha katıldı. Eğitimci Kübra Genç, bir solukta okuyacağınız yazılarıyla bundan böyle sizlerle birlikte olacak... İşte Genç'in kaleme aldığı ilk yazısı:

ANNE VE BABALARA İÇLİ BİR SERZENİŞ

Derin bir çukura girip karanlığa gömülmüş gibi hissederek “Ne de olsa sesimi duyan olmaz, beni anlayan olmaz, bu yalnızlık içinde benden hiçbir şey olmaz.” demeyi hangi çocuk hak eder? Çocuk sözcüğünün sözlük anlamlarından biri de şudur: “Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.” Peki bu haslette olan bir canlı için dünyanın yükünü daha erginliğe varmadığı yaşta omuzlarına yüklemek reva mı?
-“Yaa ne diyorsun sen be kadın? Sadede gel, uzatma!” dediğinizi duyar gibiyim.
 O halde haydi geleyim, işte karşınızdayım. Annelik ve babalığı sadece çocuk dünyaya getirmekten ibaret sayan bazı “esfel-i safilinler” iyi dinleyin şimdi. Esfel-i safilinler dedim hakaret olarak algılamayın haa. Allah, insanı “eşref-i mahlukat” olarak yani yaratılanların en şereflisi olarak yaratmışken bu durumu şerri durumlarda kullanıp hayırdan uzaklaşmak sefillik alameti olsa gerek. Ruh ve vicdan sefilliği..
 Çocuk, fotoğraf makinesi gibidir; her gördüğünü çeker ve kaydeder. Bu durum sadece dünyayı algılamaya başladığı yaşlardan itibaren de olmaz haa. Nasıl ki bebek anne rahmine düşer ve ruh üflenirse işte o saatten itibaren dış dünyayı algılamaya başlar. E haliyle sizin de imtihanınız başlar. Hem de ne imtihan… Layıkıyla anne baba olabilme imtihanı…
Çocuğun mayası anne ve babasıdır. Anne ve baba nasıl hareket ederse çocuk da ona göre şekil alır. Ailede yaşanan her türlü olumlu veya olumsuz olaydan en çok evin zeytin çekirdeği etkilenir, yani balası… Yaşanan olumsuz olaylar karşısında, ruhunda oluşan yaraları iyileştirmenin telafisi de pek kolay olmaz.  Özellikle anne ve baba çatışması çocukta büyük bir tahribata yol açar.  
Hadi gel önce seninle konuşayım evin babası.
Sen eşine bağırınca, hakaret edince veya dövünce ne oluyor biliyor musun? Çocuğunun ruhu ölüyor. İçine kapanıyor belki de tam tersi hırçın karaktere bürünüyor. Tıpkı senin gibi; öfke küpü… Şiddeti önce senden öğreniyor sonra normal bir davranışmış gibi etrafına sergiliyor. Yani kendi elinle toplumun ortasına sessiz bir bomba bırakıyorsun.
Biraz da seninle konuşayım evin annesi.
Evet kocan seni aşağıladı, belki değer vermedi belki dayak attı. Peki sen neden senden daha güçsüz olan yavrundan hıncını çıkardın, dört kolla yavruna sarılman gerekirken öteledin, sen de ona kocanın sana davrandığı gibi davrandın? Çocuğun bu hayatı seçme gibi bir lüksü yoktu ki. Şimdi sen de çocuğunun masum yüreğine nefret tohumu attın.
Şimdi geleyim böyle bir ortamda büyüyen kız ve erkek çocuklarına. Kız çocuğundan başlayayım evvela.  Baba hep gaddarlık timsali olduğu için gözünde, hayatı boyunca kimseye tam manasıyla güvenemeyecek. Hep korkacak “Ya ben de annem gibi olursam?”… Belki de sevgiyi dışarda ararken ilk tutunduğu daldan medet umacak ve o dal elinde kalacak. Sevgi görmediği ortamda kendisi de çocuklarına sevgi veremeyecek kim bilir... İçindeki kolu bacağı kırılmış, yüzü gözü yara bere içinde kalmış masum ruhuyla hayatta kalmaya çalışacak. Enkaz halindeki ruhla ne kadar yaşanabilirse artık…
Peki ya erkek çocuğu? Gördüğü sevgisizliği ve nefreti hep başkalarına uygulayacak. Öyle ya, çünkü baba modeli böyleydi. Ne gördü ise o ruhuna işlenecek. Artık şiddet kavramı normal bir durummuş gibi gelmeye başlayacak. Ya hayatındaki kadını öldürecek ya da kadının ruhunu. Başka ne beklenebilirdi ki?
Bunlardan yola çıkarak konuyu toparlayalım o halde. Allah (c.c.) diyor ki “Kul hakkı ile gelmeyin karşıma!” Kul hakkı sandığınız şey, birinin malını gasp edip canına kast etmek değildir sadece. Yani sadece maddi şeyler değildir. Geleceğe sağlam dimağlar yetiştiremediğiniz her evlad-ı arifan, evlad-ı ziyan haline gelince işte “eyvaahh” denilebilecek raddede kul hakkı oluşturur. Çünkü sevgi ile yetiştiremediğiniz her yavru başkalarına zûl olur, zulüm olur.
Yapmayın anneler, yapmayın babalar! Kendinizden artakalacak hayırlı evlatlar bırakın. Bir bilim adamı der ki: “Aile sorunları yüzünden birçok çocuk bilim adamı olamıyor.” Bunun vicdani sorumluluğu size ağır gelmiyor mu? Ve yine Hz. Ali (r.a.) “Çocuğun kalbi hiç ekilmemiş tarla gibidir. Ona ne ekilirse kabul eder.” der. Annelerimiz, babalarımız;  gelin çocuklarınızı sevgi çatısı altında büyütün. Unutmayın ki çocuklar dünyaya gelmiş en güzel nimettir. Kalbine sevgi tohumu ektiğiniz her çocuk, elbet bir gün filiz verir.
 Sevgiyle ve muhabbetle kalın…

Anahtar Kelimeler:
Sevgi
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Faruk 2020-05-28 06:53:23

Diline kalemine ilmine sağlık bir yazı ancak bu kadar güzel anlatılır Allah bahtını açık etsin guzel insan kübra genç

Avatar
Songül 2020-05-28 22:05:55

Tebrik ederim harika bir noktaya deyindiniz. Sizi canı gönülden kutlarım. Kaleminize sağlık!..

Avatar
Emine Bakar 2020-05-28 23:01:58

Harika bir yazı olmuş. Tebrik ederim Kübra Genç.

Avatar
Özlem 2020-05-30 23:50:10

Çok güzel bir yazı olmuş Kübra hocam. Emeğinize kaleminize sağlık ...

banner5

banner1